Niye surelerin iniş sırasına göre başladım!
Sureleri kendi sezgilerime göre açıklarken iniş sırasına göre başlamak istedim. Peygamberimizin öğrendiği gibi Allah’ın emirlerini iniş sırasına göre öğrenmek anlamak istedim. Namaz, Hac, Oruç, Cihat ve bildiğimiz birçokları daha yok, ilk surelerde yok.
Bu yaşa kadar kafamdaki İslam hakkında doldurulmuş bilgileri bir tarafa koyarak hiçbir şey bilmiyormuş gibi baştan başladım. Hatta İslam dahi olmamış, Müslümanlık hakkında bir şey bilmeyen birisi gibi okumak, anlamak istedim.
Yalnız tek anahtarım Cenabı Allah tarafından bu kitabın biz insanlara indirildiğine olan imanım ve onda hiçbir hata olmadığına olan inancım ile okumaya başladım. Hiçbir kelimesi fuzuli değil, hiçbir kelime bir anlamı ifade ederken yanlış kullanılmamış ve yine bir yazar gibi konulara sadık kalarak, giriş-gelişme-sonuç kurallarına takip eden bir üstün edebi kitap olarak yazıldığına inançla başladım.
Bazen kendimi Allah yerine koyarak, bazen Peygamberin yerine koyarak, bazen en büyük müşrik yerine koyarak, bazen Salih bir insan bazen de günahkâr yerine koyarak düşüncelerimi ve müdafaalarımı, sorgularımı yaptım. Bütün içindeki bilgiler bana yazılmış, bana hitap ediyor, bana öğretiyor diye baktım. Ne zaman nasıl doğduğumdan, nasıl yaşarsam mutlu olacağımdan, neleri öğrenip yaparsam tabii felaketlerden kurtulacağımdan, sonumun ne olacağı ve sonumdan sonraki ahiretteki hayatımın nasıl geçeceğini bana tek tek anlatılıyor diye baktım, okudum. Cenabı Allah’ı çok seviyorum ve oda beni seviyor diye inanıyorum. O beni severse tabi ki hatalarımdan dolayı bacaklarımdan asmayacağını düşünüyorum. Dünyanın en kötü insanı dahi olsam sonunda beni kurtaracağını ve sonunda sonsuz güzel bir hayat yaşatacağını düşünüyorum.
Beni aklı olmayan bir yaratık gibi bu âleme salmamış. Akıl vermiş düşünce vermiş mukayese kabiliyeti vermiş, duyma, görme anlama gibi lazım olacak her türlü melekeleri de vermiş. Bütün bunları boşu boşuna vermemiş. Pekâlâ, ama niye vermiş. Cenabı Allah kâinatı yaratırken kendi kuralları, kendi sistemine göre yaratmış, bu sistemde hiçbir değişme olmuyor, aklına estiği gibi keyfine göre sonradan yap-boz yapmıyor. Yine her şeye sebep- sonuç kuralını koymuş. Yağmur yağarken şemsiyesiz dışarı çıkarsam ıslanıyorum. Nefes almazsam ölüyorum. Hediyeleşmezsem dost kazanamıyorum gibi en ufağından en büyüğüne kadar bir kurallar, kaideler zinciri kurmuş,
Bu kadar zahmetten sonra her halde sonunda beni cehenneme atacak diye yaptığını düşünmüyorum. Tam tersi bütün gayesi beni kurtarmak olduğunu düşünüyorum. Peki, ben kimim. Ben Salih birisi olabilirim. Ben şeytana uyan müşrik münafık birisi olabilirim. Kim olursam olayım Cenabı Allah’ın üzerime titrediğini, beni selamete erdirmek için sevgili nebisini bile göndermiş. Kim bilir daha ne gibi yönlendirmelerle benimle uğraşacak.
Ben kimim, ben bir birey olduğum gibi aynı zamanda insanlığım. Bütün insanların hepsiyim. Herkesim. Cenabı Allah benim için istediğini bütün insanlar için, bütün insanlık için istiyor. Sadece tepemizde bir güneş ve bu üzerinde yaşadığımız dünya olsaydı işlerimiz biraz daha kolaydı. Ama uçsuz bucaksız Allah’ın ilmi ile kurulmuş bu âlemi, evreni öğrenmeye çalışmak, gerçekten işimiz zor. Bismillah deyip sıfırdan başladık, Kur’an-ı Kerim ışığında buralara kadar geldik. Şimdi fezaya evrene çıkmaya başladık. Kim bilir başımıza neler gelecek. İşte bu yüzden Kuran-ı Kerim’i tekrar tekrar didikleyerek okumak lazım. Her türlü olay, gelebilecek felaketler burada yazılı. En kötüsü kıyamet felaketi. Biz bir an önce ölümüzü dirimizi bundan, buradan kurtarma yollarını bulup vaat edilen cennetlere kavuşalım.
Evet başlayalım, Okuyarak kalemle yazıp öğreterek diyor Cenabı Allah.
