İçeriğe geç

Müzzemil

 

Kırmızı renkli yazılar Latin alfabesi ile Kuran’ı Kerim; 

Mavi renkli yazılar değişik hocaların mealler; 

Siyah renkli yazılar benim bu meallerden anladıklarım;

 

 

(Bürünen) (Resmi Mushaf: 73 / İniş Sırası: 3———

 

Bu surede daha ağır bilgiler verileceğinden bahsediyor. Öğrenmekten kaçmamayı söylüyor. Gecenin belli zamanları öğrenmek için daha elverişli olduğunu söylüyor. Kıyametten kurtulmanın ilim sayesinde olacağından bahsediyor.

Bismillahirrahmanirrahim

1-Yâ eyyuhâ-lmuzzemmil(u)
-Ey örtüsüne bürünen
-Ey örtünüp bürünen veya peygamberlik yükünü yüklenmiş insan!
-Ey vahye bürünen!

Ey örtüsüne bürünen. 

(Bu sureden önce 2 sure indi. Alak ve Kalem sureleri. Gerçekten bu iki surenin ihtişamını anlayan veya anlamanın ağırlığı, insanı yatağa girip yorganını örtüp, ürkerek saklanmak çabasına sürükler. Peygamberimiz gibi kim anlarsa ihtişamından aynı kaçma yoluna giderdi)

2-Kumi-lleyle illâ kalîlâ(n)
-Geceleyin kalk! Kısa bir süre hariç,
-Az bir kısmı hariç olmak üzere, geceleyin kalk
-Geceleyin kalk namaza ama gecenin az bir kısmında.

Korkunu atmak için gecenin bir kısmında kalk. Tekrar düşün ve cesaretini toplamaya çalış.

(Okuduğun o iki surenin bilgilerini yeniden düşün, özetini yap. Kendini vereceğimiz yeni bilgilere hazırla)

3-Nisfehu evi-nkusminhukalîlâ(n)
-Gecenin yarısını ayakta ol yahut bundan biraz eksilt.
-Gece yarısında yahut ondan biraz da sonra.
-Gecenin yarısını kalk yahut bu yarıdan biraz eksilt;

Gecenin yarısından sonra kalk. Kısa tut. Zihnini fazla yorma.

4-Ev zid ‘aleyhi ve rattili-lkur-ânetertîlâ(n)
-Yahut buna biraz ekle. Ve Kur’an’ı ağır ağır, düşüne düşüne oku.
-Yahut biraz önce ve oku Kur’an’ı, harfleri sayılırcasına, tane tane ve yavaş yavaş.
-Veya üzerine ilave et. Ve Kur’an’ı belli bir düzen içinde (tertip üzere) oku.

Yavaş yavaş zamanı biraz uzat. Kuranın her harfini, her noktasını dikkate alarak OKU. Tekrar anlamaya çalış ve cesaretini topla. Derin derin düşün.

5-İnnâ senulkî ‘aleykekavlenśekîlâ(n)
-Doğrusu, biz senin üzerine ağır bir söz bırakacağız.
-Gerçekten de sana ağır bir şey vah yedeceğiz
-Gerçekten biz sana ağır sorumluluklar yükleyen bir mesaj vah yedeceğiz

Onlardan daha ağırlarını sana indireceğiz. Hazırlan.

(Geçen iki sureyi tam anladıktan sonra senden öğrendiklerini bütün insanlara öğretmeni de isteyeceğiz)

6-İnne nâşi-ete-lleylihiyeeşeddu vat-en ve akvemukîlâ(n)
-Şu bir gerçek ki, yeni bir oluşa koyulmak üzere geceleyin kalkan, yer tutma bakımından daha güçlü, söz bakımından daha etkilidir.
-Şüphe yok ki geceleyin kalkmak, pek meşakkatlidir, fakat ibadet için de gece, pek uygun.
-Ve gerçek şu ki, gece vakti zihin daha zinde ve daha güçlü olur ve okuma da berraklaşır yani gündüz için malzeme hazırlanmış olur.

Gecenin sessizliğinde okumak, çalışmak en uygun zamandır. Gece beyne gelen akımları (ilhamları) almanda ve anlamanda en uygun zamandır, unutmazsın.

(Zihnine yerleşir, gündüz rahat anlatabilirsin)

7-İnne leke fî-nnehârisebhantavîlâ(n)
-Şüphe yok ki gündüzün, işin gücün vardır.
-Hâlbuki gündüzleri seni meşgul edecek yığınla iş var veya gündüz ciddi kulluk görevleri ve eylemleri var.
-Kuşkusuz, gündüz boyu senin için uzun bir dolaşma / uzun bir uğraş vardır.

Gündüz yaşaman ve geçinmen için uğraşların var. Bir de öğrendiklerini insanlara öğretme çabaların olacak.

8-Veżkuri-sme rabbike ve tebettelileyhitebtîlâ(n)
-Rabbinin adını an ve tebeddül et, tüm benliğinle ona yönel.
-Ve an Rabbinin adını ve gönlünü ona tam bağla
-Rabbinin ismini zikret ve her şeyden kendini çekerek yalnızca O’na yönel

Rabbini adını an. İnsanlara Cenabı Allah’ın RAB sıfatının, eğitici, öğretici ve yol göstericiliğini anlat. Alak ve Kalem surelerinden başla.

9-Rabbu-lmeşriki velmaġribi lâ ilâhe illâ huvefetteiżhuvekîlâ(n)
-Rabbidir doğunun ve batının, yoktur ondan başka tapacak, artık ona dayan, onu koruyucu say.
-O’dur doğunun ve batının Rabbi, O’ndan başka ilah yoktur. O halde O’na dayan ve O’nun himayesine sığın.
-Doğunun ve batının rabbidir O. Tanrı yoktur O’ndan başka. O’nu vekil et.

Doğunun da batının da rabbi o dur. Ondan başka tanrı yoktur, sadece O’na dayan.

10-Vasbir ‘alâmâyekûlûnevehcurhumhecrancemîlâ(n)
-Ve sabret dediklerine ve gönlünden onlara aykırı olmakla beraber kötülüklerine karşı vermeyerek bırak onları.
-Ve o inkârcıların dediklerine sabredip katlan ve onlardan uygun bir şekilde uzaklaş.
-Onların söylediklerine sabret. Ve güzelce ayrıl onlardan.

Senin öğrettiğin şeylere inanmayanlara kızma. Suç bulma onlara. Ümit ile bekle zamanla anlayacaklar. Güzel şekilde ayrıl onlarda.

11-Ve żernîvelmukeżżibîneulî-nna’meti ve mehhilhumkalîlâ(n)
-Ve bana bırak nimet sahibi olan yalanlayanları ve az bir zaman mühlet ver onlara.
-Varlık ve bereket içinde yüzen hakkı yalanlayanları bana bırak, onlara biraz mühlet ver.
-Benimle, o nimete boğulmuş yalanlayıcıları baş başa bırak. Birazcık süre tanı onlara.

Mal mülk sahibi insanların inanmaları zordur. Kendilerine bırak onları. Zaman ver.

12-İnne ledeynâenkâlen ve cahîmâ(n)
-Bizim yanımızda bukağılar var, cehennem var.
-Şüphe yok ki katımızda bağlar var ve koca cehennem var
-Çünkü Bizim yanımızda bukağılar ve cayır cayır yanan bir ateş vardır:

Hakkın kanunları tecelli edince zarar görecek onlardır. Canları yanacak.

(Büyük bir strese düşecekler. Çaresiz kalacaklar)

13-Ve ta’âmenżâġussatin ve ’ażâbenelîmâ(n)
-Boğazdan zor geçen bir yiyecek, korkunç bir azap var.
-Boğazı tıkayıp kalan bir yemek ve acı bir azap vardır.
-Ve boğazdan geçmez dikenli yemek var ve elemli bir azap var.

Bilgiye ve ilerlemeye kapalı olduklarından (üstteki ayette olduğu gibi) hem dış dünyaları hem de iç dünyaları zarar görür, tedavi edilemez hasta olurlar.

(Çaresizlik stresi) 

14-Yevme tercufu-l-arduvelcibâlu ve kâneti-lcibâlukeśîbenmehîlâ(n)
-O günde ki yer ve dağlar sarsılır ve dağlar eriyip akan bir kum yığınına dönüşür.
-O gün, şiddetli bir sarsıntıyla yeryüzü ve dağlar sarsılır ve hepsi de esintiyle tozan kum yığınlarına döner.
-(Öyle) Bir gün ki, yeryüzü ve dağlar titremeye-tutulur ve dağlar göçüveren bir kum yığını olur.

Evet, dünyanın sonu geldiği vakit yer ve dağlar kum gibi olur.

(İlimde teknolojide ilerlemeyen insanlar, nasıl bu felaketten kurtulup kaçabilecekler)

15-İnnâ erselnâileykumrasûlenşâhiden ‘aleykumkemâerselnâ ilâ fir’avnerasûlâ(n)
-Şüphe yok ki biz, size tanık olmak üzere bir Peygamber gönderdik, nitekim Firavun’a da peygamber göndermiştik.
-Şüphesiz size, üzerinize şahit olacak bir elçi gönderdik; Firavuna bir elçi gönderdiğimiz gibi.
-Biz size, üstünüze tanık olan bir resul gönderdik. Tıpkı Firavuna bir resul gönderdiğimiz gibi.

Size Allah’ın ilmini ve bütün bu olacakları anlatan, bilgi sahibi olan resulü gönderdik ki o sizleri ikaz ediyor. Firavuna da bilgi sahibi olan Musa’yı göndermiştik ikaz için.


16-Fe’asâ fir’avnu-rrasûle fe-eażnâhuażenvebîlâ(n)
-Ama Firavun, resule isyan etti de biz onu korkunç bir tutuşla tutuverdik.
-Derken Firavun, peygambere isyan etmişti de onu, pek şiddetli bir surette helak etmiştik.
-Fakat Firavun elçiye isyan etti, Biz de onu pek vahim bir tarzda (azapla) yakalayıverdik.

Firavun Elçinin ikazlarına kulak asmadı. O firavun felaketlere maruz kaldı ve sonunda boğularak yok oldu.

17-Fekeyfe tettekûne in kefertumyevmenyec’alu-lvildâneşîbâ(n)
-Nasıl korursunuz kendinizi, kâfir olursanız, o günün şerrinden ki çocukları bile ihtiyarlatır da saçlarını ağartır.
-Eğer inkâr edecek olursanız, çocukların saçlarını ağartan bir günde kendinizi nasıl koruyacaksınız
-Eğer küfrederseniz, çocukları ak saçlı ihtiyarlara çeviren o günden nasıl korunacaksınız?

Allah’ın kitabında anlattığı olacak olaylara inanmazsanız, inkâr eder ilimde ve teknolojide ilerlemezseniz o gelecek olan o günün felaketinden nasıl kurtulacaksınız. Onun korkusundan çocukların bile saçları bembeyaz olur.

18-Essemâu munfatirunbih(i)(c) kâneva’duhumef’ûlâ(n)
-Gök bile o yüzden parçalanır. O’nun vaadi gerçekleşmiştir.
-Bu nedenle gök bile yarılıp-çatlamıştır; (artık) O’nun va’di gerçekleştirilip-yerine getirilmiştir.
-Göklerin paramparça olacağı ve Allah’ın yeniden diriltme vaadinin gerçekleşeceği gün.

O günde gökler bile parçalanır. Onun vadi gerçekleşmiş ve evrenin sonu gelmiştir

(Cenabı Allah her şeyi OL-ÖL sistemine göre yaratmıştır. Evren karadeliğin çekimine kapılıp son bulmuştur.

19-İnne hâżihiteżkira(tun)(s) femenşâe-tteaże ilâ rabbihisebîlâ(n)
-Bu bir öğüt verici, düşündürücüdür. Dileyen, Rabbine doğru, bir yol edinir.
-Şüphe yok ki bu, bir öğüttür; artık dileyen, Rabbine yol bulur.
-İşte bu korkutucu ayetler birer öğüttür ve uyarıdır. Öyleyse dileyen Rabbine ulaştıran yola koyulsun

Bu korkutucu bilgiler boşuna anlatmıyorum. Önlem alasınız diye söylüyorum. Bütün çabam sizleri kıyamet felaketinden kurtarmak. Öyle ise son hızla ilimde, bilgide çalışın. Okuyun okutun. İlimde ilerleyen Allah’ın sistemini, sünnetini bilir bulur.

20-İnne rabbekeya’lemuenneketekûmuednâminśuluśeyi-lleyli ve nisfehu ve śuluśehu ve tâ-ifetun mine-lleżîneme’ak(e)(c) va(A)llâhuyukaddiru-lleyle ve-nnehâr(a)(c) ‘alime en lentuhsûhufetâbe ‘aleykum(s) fakraûmâteyessera mine-lkur-ân(i)(c) ‘alime en seyekûnuminkummerdâ() ve
âarûneyadribûne fî-l-ardiyebteġûneminfadli(A)llâhi() ve âarûneyukâtilûne fî sebîli(A)llâh(i)(s) fakraûmâteyesseraminh(u)(c) ve ekîmû-ssalâte ve âtû-zzekâte ve akridû(A)llâhe kardan hasenâ(n)(c) vemâtukaddimû li-enfusikumminayrintecidûhu inda(A)llâhihuveayran ve azameecrâ(n)(c) vestaġfirû(A)llâh(e)(s) inna(A)llâheġafûrun rahîm(un)
-Şüphe yok ki Rabbin daha iyi bilir, gerçekten de senin, gecenin üçte ikisinden ve yarısından daha az ve bazı vakitlerde de üçte biri kadar bir zamanında kalktığını ve seninle beraber bulunanların bir bölüğünün de kalktıklarını ve Allah, gecenin ve gündüzün vakitlerini ölçer; bilmiştir ki siz, onu layıkıyla hesaplayamazsınız, bu yüzden de tövbenizi kabul etmiştir, artık, Kur’an’dan, kolay geleni okuyun; bilmiştir ki sizden hastalar bulunabilir ve bir başka kısmınız da Allah’ın lütfunu, ihsanını elde etmek için yeryüzünde yolculuk eder ve başka bir bölük de Allah yolunda savaşır, artık, ondan, kolay geleni okuyun ve kılın namazı ve verin zekâtı ve Allah’a, güzel bir borç verin ve kendiniz için, önceden ne hayır yaparsanız ondan daha hayırlısıyla ve mükâfat bakımından daha büyüğüyle bulursunuz onu Allah katında ve yargılanma dileyin Allah’tan ve şüphe yok ki Allah, suçları örter, rahimdir.
-Hiç kuşkun olmasın, Rabbin senin durumunu biliyor. Gecenin üçte ikisinden daha azını, yarısını, üçte birini ayakta geçiriyorsun. Seninle beraber olanlardan bir grup da öyle. Allah, geceyi de gündüzü de ölçüye bağlamıştır. Sizin onu kuşatamayacağınızı bildi de size tövbe nasip etti. O halde Kur’an’dan kolay geleni okuyun. Sizden hastalar olacağını bildi. Bir kısmının yeryüzünde dolaşıp Allah’ın lütfundan bir şeyler isteyeceklerini, diğer bir kısmının da Allah yolunda çarpışacaklarını bildi. O halde Kur’an’dan size kolay geleni okuyun. Namazı kılın. Zekatı verin. Güzel bir ödünçle Allah’a ödünç verin. Öz benlikleriniz için önden gönderdiğiniz iyiliğin, Allah katında hayrını daha çok, ödülünü daha büyük olarak bulacaksınız. Allah’tan af dileyin. Hiç kuşkusuz Allah çok affedici, çok esirgeyicidir.
-Gerçekten Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden biraz eksiğinde, yarısında ve üçte birinde (namaz için) kalktığını bilir; seninle birlikte olanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını bilir). Geceyi ve gündüzü Allah takdir eder. Sizin bunu sayamayacağınızı bildi, böylece tövbenizi (O’na dönüşünüzü) kabul etti. Şu halde Kur’an’dan kolay geleni okuyun. Allah sizden hastalar olduğunu, başkalarının Allah’ın fazlından aramak için yeryüzünde gezip-dolaşacaklarını ve diğerlerinin Allah yolunda çarpışacaklarını bilmiştir. Öyleyse ondan (Kur’an’dan) kolay geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a güzel bir borç verin. Hayır, olarak kendi nefisleriniz için önceden takdim ettiğiniz şeyleri daha hayırlı ve daha büyük bir ecir (karşılık) olarak Allah katında bulursunuz. Allah’tan mağfiret dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

İlmi çalışmaların, buluşların zor olduğunu biliyorum. Her şeyi öyle kolay kolay bulamazsınız. Uzun çalışmalar, deneyler lazım. Geceleri birçok ilim adamı da aynı senin gibi çalışıyor, uğraşıyor. Gece ve gündüz çalışarak acele de etmeyin.

Ey ilim adamları Allah sizlerin doğru yoldaki çalışmalarınıza yardım edecek merak etmeyin. Bunalınca Kuran’dan kolay gelen yerleri okuyun. İçinizden herkes bilim adamı olamaz, geçimini sağlamak için çalışanlar var, ailesini ve vatanın için uğraş verecek olanlar var. İnsanlar ve yaratılmışlar için iyi işler yapın yani namazınızı kılın, zekatınızı verin. Allah sizlere yardım eder, sizi korur ve kollar. Yeter ki siz Allah bilincini aklınızdan çıkarmayın, görevlerinize davam edin. 

Sene boyunca gecelerin uzayıp kısaldığından, Her gece aynı ölçüde gece kalkıp ilim çalışılamayacağını, gün boyu kendi ve ailenin rızkını arayacağını Allah bilir. O yüzden size Kuran da Kolay gelen yerleri okuyun, yani kendinizi bunaltmayın. Bunun yanında ayrıca hastalıklar ve zorunlu seyahatler de var.