Kırmızı renkli yazılar Latin alfabesi ile Kuran’ı Kerim;
Mavi renkli yazılar değişik hocaların Mealler;
Siyah renkli yazılar benim bu meallerden anladıklarım;
——————————————-
(Gece) (Resmi Mushaf: 92 / İniş Sırası: 9)———-
Bu surede insanları erkek, dişi olarak yarattığını, kendilerinin ve diğer insanların kurtuluşu için ikisinin de vazifeli olduğunu, Sekar ve karadelik cehenneminden kurtulmak için çok çalışmaları ve çalıştırmaları gerektiğini, sonunda mükâfatını göreceklerinden bahsediyor.
Bismillahirrahmanirrahim
1-Velleyli iżâyaġşâ
-Andolsun basınca, geceye
-Sarıp-örttüğü zaman geceye andolsun,
-Andolsun bürüyüp örttüğü zaman geceye,
Her şeyi karartıp görünmez yaptığı vakit geceye,
2-Ve-nnehâri iżâtecellâ
-Karanlığı yırtıp aydınlığıyla ortaya çıktığı zaman gündüze
-Açılıp aydınlandığı zaman gündüze
-Ve parıldadığı zaman gündüze,
Her şeyi görünür yapan gündüze,
3-Vemâ ḣaleka-żżekeravel-unśâ
-Ve erkeği ve dişiyi yaratana.
-Ant olsun, Allah’ın erkeklerde ve dişilerde yarattığı özelliklere ve kabiliyetlere
-Ant olsun erkeği de dişiyi de yaratana,
Sizleri erkek ve dişi olarak yaratana ant olsun ki.
4-İnne sa’yekumleşettâ
-Ki sizin emek ve gayretiniz dağınık-parça parçadır.
-Şüphe yok ki çalışmanız, elbette çeşitlidir, başkabaşka
-Gerçekte ey insanlar! Siz çok çeşitli hedefler peşindesiniz
Erkek ve dişinin farklı farklı amaç ve gayretleri vardır.
5-Fe-emmâ men a’tâvettekâ
-Fakat kim verir ve korkup-sakınırsa
-Sizden her kim başkaları için harcar ve yolunu Allah’ın kitabıyla bulmaya çalışırsa
-Kim verir ve sakınırsa,
Kim işini doğru yapar ve paylaşırsa
6-Ve saddekabilhusnâ
-Ve en güzel olanı doğrularsa
-Ve güzeli doğrularsa
-Ve o en güzel kelimeyi yani kelimei tevhidi tasdik eder ve doğrularsa veya cennetin varlığını doğrularsa veya İslâm dinini kabul ederse
Kim başkasının başarısını takdir ederse.
7-Fesenuyessiruhu lilyusrâ
-Ona en kolay olan(a ulaşmay)ı kolaylaştıracağız
-Biz de onu kolay olan için başarılı kılacağız
-Biz ona en kolay olanı kolaylaştıracağız.
Bu dürüstlüğünden ve samimiyetinden dolayı bizde onun bütün işlerini kolaylaştıracağız.
8-Ve emmâ men beḣilevestaġnâ
-Sizden her kim de malını başkaları için harcamayıp cimrilik eder ve kendi kendine yeterli olduğunu zannedip Allah’a ibadet ve sığınma ihtiyacı duymazsa,
-Ve ama kim nekeslik etti ve zenginleşmeyi dilediyse
-Ama kim cimriliğe sapar ve kendisini tüm ihtiyaçların üstünde görür,
Kim paylaşmaz ve kendisinin de kimseye ihtiyacı yok diye yaşarsa
9-Ve keżżebebilhusnâ
-En güzeli, kelime-i tevhidi, Allah yolunda karşılıksız harcadığının bedelinin daha güzeliyle yerine geleceğini yalanlayana da kolaylaştıracağız
-Ve en güzel olanı yalan sayarsa
-Ve güzelliği yalanlarsa,
Kim de başkasının başarısını takdir etmezse,
10-Fesenuyessiruhu lil’usrâ
-Artık ona da en güç yolu kolaylaştırırız
-Ona da, en zor yolu, başarısızlığı, vicdan azabını, ahiret azabını kolaylaştıracağız
-Biz onu, en zor olana sevk edeceğiz.
Bizde ona kolay olan işleri zorlaştıracağız.
11-Vemâ yuġnî ‘anhumâluhuiżâteraddâ
-Ve o kimse kabir çukuruna veya cehennem çukuruna düştüğünde malı ona bir fayda sağlamayacaktır
-Ve helak olduğu zaman malı, ona bir fayda vermez
-Aşağı yuvarlandığında malı onu kurtarmayacaktır.
Zor duruma düştüğünde varlık sahibi olması onu kurtarmayacaktır,
12-İnne ‘aleynâlelhudâ
-Bize düşen, insanlara ve cinlere kesinkes doğru, hak yolu kitap ve peygamberle göstermek, aydınlatıcı bilgiler vermektir
-Şüphe yok ki doğru yolu göstermek, bize düşer
-Doğruya ve güzele kılavuzlamak sadece bizim işimizdir.
İnsanlara en doğru yolu göstermek (başarıya ulaştırmak) bizim işimizdir.
13-Ve-inne lenâlel-âḣiratevel-ûlâ
-Elbette ahiret de, dünya da bizimdir
-Ve şüphe yok ki bizimdir son yaşayış da ve önceki de
-Sonrası da öncesi de sadece bizimdir.
Her şeyin başı da sonu da bizim işimizdir.
14-Fe-enżertukum nârantelezzâ
-Ben sizi köpürdükçe köpüren, alev saçan bir ateşe karşı uyardım.
-Artık sizi korkuttum alev alev parlayan ateşle
-Ben sizi, köpürerek yanan bir ateşe karşı uyardım.
(Bir önceki surede) ben sizi karadeliğin nükleer reaksiyonlarına karşı uyardım.
(Ondan kurtulmanız için erkek ve kadın her şeyde bilhassa ilmi çalışmalarda birbirinize yardım edin, bildiklerinizi paylaşın. Başka çareniz de yok)
15-Lâ yaslâhâ illâ-l-eşkâ
-Ona, ancak azgın olan, Allah yoluna, Allah yolundaki faaliyete engel olan kâfir girer, yaslanır
-Oraya da ancak pek bahtsız kişi atılır, yanar
-Sadece karanlık ruhlu azgın girer ona.
O ateşe sadece zalimler düşer.
16-Elleżî keżżebe ve tevellâ
-Öyle ki yalanlamıştır o ve yüzünü döndürmüştür
-Gerçekleri yalanlayan ve ondan yüz çeviren azgınlar o cehenneme girerler
-Yalanlamış, sırtını dönmüştü o.
Çünkü onlar, uyarılarıma (ateşe) inanmamıştı.
17-Ve seyucennebuhâ-l-etkâ
-Yolunu gerektiği biçimde Allah ve kitabıyla bulmaya çalışanlar o cehennem ateşinden uzak kalacaklardır
-Ve ondan, ancak, pek ziyade çekinen uzak kalır
-İyice saklanan da ondan uzak tutulur.
Ateşi dikkate alıp sakınanlar ondan uzak tutulur.
18-Elleżî yu/tîmâlehuyetezekkâ
-Öylesine ki malını verir de özünü tertemiz bir hale kor
-Ki o, malını vererek temizlenip-arınır
-O ki, temizlenip arınsın diye malını verir.
İşte onlar, örneğin varını yoğunu okul açmakta, ilim adamı yetiştirmekte ve insanlığa hizmet etmekte harcamışlardır.
19-Vemâ li-ehadin ‘indehuminni’metintuczâ
-Onun yanında hiç kimsenin karşılığı verilecek bir nimeti (borcu) yoktur
-Ve hiçbir kimseden, bir nimetle mükafatlanmayı dilemez
-Onun katında hiç kimsenin, karşılığı verilecek bir nimeti yoktur / hiç kimsenin ona, karşılık olarak verilecek bir nimeti yoktur.
Karşılık beklemezler. Maddi çıkar için yapmazlar. İnsanlar desinler diye yapmazlar.
20-İllâ-btiġâe vechirabbihi-l-a’lâ
-Verdiğini sadece yüce Rabbinin rızasına ermek için verir
-Yüce Rabbinin rızasını elde etmekten başka, hiç kimseden beklediği herhangi bir karşılık da yoktur
-Yüceler yücesi Rabbinin yüzünü özleyip istemek için veren hariç.
Ancak Rabbinin rızasına ermek için yaparlar.
21-Ve lesevfeyerdâ
-İşte böyleleri de zamanı geldiğinde, Allah’ın vereceği nimet ve ikramlara razı olacaklardır veya Rabbi de ondan razı olacaktır
-Ve o da, razı olacaktır ondan
-Yakında mutlaka hoşnut olacaktır.
Yakında neticesini görecekler. Ahirette o sonsuz mutluluğa erişeceklerdir.
