İçeriğe geç

İnfitar

Kırmızı renkli yazılar Latin alfabesi ile Kuran’ı Kerim; Mavi renkli yazılar Mealler; Siyah renkli yazılar Benim bu meallerden anladıklarım;

————————————————————–

(Parçalanma) (Resmi Mushaf: 82 / İniş Sırası: 82)

 

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…

 

1-İżâ-ssemâu-nfetarat

-Gök yarılınca.
-Gök, çatlayıp-yarıldığı zaman,
-Gök çatlayıp yarıldığı zaman,

 

Gök parçalanınca

 

2-Ve-iżâ-lkevâkibu-nteśerat

-Ve yıldızlar dökülüp saçılınca.
-Yıldızlar, dağılıp-yayıldığı zaman,
-Yıldızlar dökülüp saçıldığı zaman,

 

Yıldızlar yerlerinden sökülüp dağıldığında

 

3-Ve-iżâ-lbihâru fuccirat

-Ve denizler, kaynayıp karışınca.
-ve denizler kabarıp kaynayıp birbiriyle karıştığında,
-Denizler fışkırtıldığı zaman,

 

Yerden çıkan magma ile denizler kaynayarak fırlayıp birbirlerine karışınca

 

4-Ve-iżâ-lkubûru bu’śirat

-Ve kabirlerin altı üstüne gelince.
-Ve kabirlerin içi ‘deşilip dışa atıldığı’ zaman;
-Kabirler deşildiği zaman,

 

Toprak alt üst olunca

 

5-‘Alimet nefsun mâ kaddemet ve aḣḣarat

-Bilir herkes, neyi öne sürmüştür, neyi sona bırakmış.
-(Artık her) Nefis önceden takdim ettiklerini ve ertelediklerini bilip-öğrenmiştir.
-Benlik bilmiş olacaktır önden gönderdiğini de arkaya bıraktığını da.

 

İnsan bilir yaptıklarını ve Yapmadıklarını. (Kıyamet anında bütün hayatımız gözümüzün önünden geçer)

 

6-Yâ eyyuhâ-l-insânu mâ ġarrake birabbike-lkerîm(i)

-A insan, kerem sahibi Rabbine karşı seni gururlandıran ne?

-Ey insan, ‘üstün kerem sahibi’ olan Rabbine karşı seni aldatıp-yanıltan nedir?
-Ey İnsan! O sonsuz cömertliğin sahibi Rabbine karşı seni gururlu kılan nedir?

 

Şimdi söyle, kerem sahibi rabbine karşı seni gururlandıran nedir.

 

7-Elleżî alekake fesevvâke fe’adelek(e)

-Öylesine Rab ki seni yarattı, azanı düzüp koştu da seni düzgün bir hale getirdi.
-Ki O, seni yarattı, ‘sana bir düzen içinde biçim verdi’ ve seni bir itidal üzere kıldı.
-Rabbin ki seni yarattı, düzenledi, en güzel ölçülerle şekillendirdi.

 

Ki O seni yarattı, bütün uzuvlarını, organlarını yaptı. En güzel şekilde ölçülerini verdi.

 

8-Fî eyyi sûratin mâ şâe rakkebek(e)

-Dilediği surete de benzetti seni.
-Dilediği bir surette seni tertib etti.
-Dilediği herhangi bir biçimde seni oluşturdu.

 

Kendi dilediği şekilde sana en güzel görünüş verdi.

 

9-Kellâ bel tukeżżibûne bi-ddîn(i)

-İş, sandığınız gibi değil, hayır siz ceza gününü de yalanlıyorsunuz.
-Asla, hayır; siz dini yalanlıyorsunuz;
-Hayır, iş sanıldığı gibi değil. Siz dini yalanlıyorsunuz.

 

Bütün bunlar sana Allah’ın sizin için tekamül yolunu yalanlıyasınız diye verilmedi.

 

10-Ve-inne ‘aleykum lehâfizîn(e)

-Ve şüphe yok ki size koruyucular memur edilmiştir elbette.
-Oysa gerçekten üzerinizde koruyucular var,
-Ve şu kuşkusuz ki, sizin üzerinizde koruyucular-bekçiler var.

 

Şüphesiz herkeste tekamülünüz için bizden koruyucular var.

 

11-Kirâmen kâtibîn(e)

-Büyüktür onlar, yazarlar.
-Şerefli-üstün’ yazıcılar.
-Çok değerli yazıcılar,

 

Çok değerli kayıtçılar. (Kiramen Katibin)

 

12-Ya’lemûne mâ tef’alûn(e)

-Bilirler ne yaparsanız.
-Her yapmakta olduğunuzu bilirler.
-Bilirler yapmakta olduğunuzu.

 

(Aynı zamanda) Ne yaparsanız kayıt ederler.

 

13-İnne-l-ebrâra lefî na’îm(in)

-Ve şüphe yok ki itaat eden iyi kişiler, elbette cennettedir.
-Şüphesiz ebrar olanlar, elbette nimetler(le donatılmış cennetler) içindedirler.
-Şu da kuşkusuz: İyiler tam bir nimet içindedir,

 

İyi insanlar hiç şüphesiz nimet içinde olacaklardır.

 

14-Ve-inne-lfuccâra lefî cahîm(in)

-Ve şüphe yok ki kötülük edenler, elbette cehennemde.
-Ve şüphesiz facir (kötü) olanlar da, elbette çılgınca yanan ateşin içindedirler.
-Kötülerse cehennemin ta ortasında.

 

Kötüler cehennemde olacaklar.

 

15-Yaslevnehâ yevme-ddîn(i)

-Ceza gününde oraya girerler.
-Onlar, din günü oraya yollanırlar.
-Din günü girerler oraya.

 

Hepsi dinin -tekamülün- son günü (din günü) oraya girerler.

 

16-Vemâ hum ‘anhâ biġâ-ibîn(e)

-Ve oradan hiç ayrılmazlar.
-Ve ondan ayrılıp-kaybolacak değildirler.
-Onlar ondan, görülmeyecek şekilde uzaklaşmış değillerdir.

 

Oradan bir yere gidemezler.

 

17-Vemâ edrâke mâ yevmu-ddîn(i)

-Ve bilir misin, nedir ceza günü?
-Din gününü sana bildiren şey nedir?
-Din gününün ne olduğunu sana bildiren nedir?

 

Din gününün ne olduğunu sana bildiren nedir.

 

18-Śumme mâ edrâke mâ yevmu-ddîn(i)

-Sonra gene de bilir misin nedir ceza günü?
-Ve yine din gününü sana bildiren şey nedir?
-Evet, din gününün ne olduğunu sana bildiren nedir?

 

Evet din gününün ne olduğunu sana bildiren nedir.

 

19-Yevme lâ temliku nefsun linefsin şey-â(n)(s) vel-emru yevme-iżin li(A)llâh(i)

-Bir gündür ki hiçbir kimse, hiçbir kimseye yardım edemez o gün ve hüküm, o gün Allah’ın.
-Hiç bir nefsin bir başka nefse herhangi bir şeye güç yetiremeyeceği gündür; o gün emir yalnızca Allah’ındır.
-Bir gündür ki o, bir benlik bir başka benlik için hiçbir şeye güç yetiremez. O gün buyruk yalnız Allah’ındır.

 

Hiçbir kimsenin hiçbir kimseye yardım edemeyeceği bir gündür. Tek yardım Allah’tandır.