Kuran ı kerimi anlama sistemim.
Bütün mealleri sanki ilk defa okuyormuş ve İslam hakkında hiçbir şey bilmiyormuş gibi okumaya anlamaya çalışıyorum. Alemlerin Rabbine inanıyorum ve Kuran Allah tarafından biz insanlara yani okuyan her insana inmiş gözü ile bakıyorum. Şimdi ben okuduğuma göre Cenabı Allah bana ne söylüyor ne anlatmak istiyor diye okuyorum. İndiği zamanı ve iniş sebebi (nüzul sebebi) diye kafamı onlara vermeden anlamaya çalışıyorum.
Ne yazıyor dan ziyade bana ne demek istiyor diye bakıyorum. Mademki bu Kuran sadece bu asırdaki insanlara değil, geçmiş ve gelecekteki insanlara da inmiş, o zaman okuyan insanın zamanını da göz önüne alarak anlamaya çalışıyorum. Kıyamete kadar yaşayacak olan bu kitabın cümlesi (ayet) değişmeden, geçmiş, şimdiki ve gelecek zamandaki insanlara, zamanının bilgi ve teknolojisine göre hitap etmesi lazım diye düşünüyorum. Bunu da ancak Cenabı Allah yapabilir. Bir misal olarak -Teraziyi düzgün tutunuz- diye bir ayet varsa bunu 10. 15. asırda elimiz ile tuttuğumuz terazi olduğunu anlarız. 21. asırda böyle tutulan bir terazi yok. Hele 30.- 40. asırda elle tutulan terazinin bilgisi bile yok. O zaman 21. asırda atmosferden çıkarken yanmamak için teraziyi düzgün tutmamız diye anlayabiliriz. 30. veya 40. asırda belki yapacağımız bir suni organda, atom sayısını düzgün hesaplamamızı anlayabiliriz. Kan sayımızda demirin eksik olmamasını anlayabiliriz. 50. veya 100. asırda kara deliklerin içinden geçerken teraziyi düzgün tutmazsak cehennem ateşine düşeceğimizi anlayabiliriz.
Aklımızın hayalimizin şu anda yetmeyeceği şeylerden de muhakkak bahsediyor Kuran-ı Kerim. Böyle ayetleri zamanına bırakmak lazım diye düşünüyorum ama dayanamayıp kendimce anlamlar çıkarmaya çalışıyorum. Kendi anlayışımızın kıt olduğunu veya bilgimizin yetersiz kaldığını düşünmek, kabullenmek gerekir. Tabii sen 21. asrın insanı, okuduğun ayeti, 14. asra göre anlar ve tatbik edersen sana gerici derler. Aynı şekilde sen 50. asrın insanı, okuduğunu 21. asrın insanı gibi anlarsan sana da gerici derler. İşte Kuran-ı Kerim’in mucize oluşu buradan geliyor. Hiç eskimeyen, her zaman canlı ve her zaman yaşayan bir kitap. Genel olarak bu Kitap bize geçmişi, şimdiyi ve geleceği anlatan bir kitap. Evren nasıl yaratılmış, insanlar hayvanlar bitkiler nasıl meydana gelmiş, her şeyin kontrolünü bize veren Allah, gökteki aylardan, güneşlerden, yıldızlardan hep anlatıyor ve onların hayatlarından bize bahsediyor. İlimde teknolojide neler yapacağımızı, nasıl hatalara düşeceğimizi bize hep anlatıyor. İlmimiz de Takva ile gidersek felaketlerden nasıl kurtulacağımızı, evrenin nerelerinde neler olduğunu, nasıl kullanacağımızı, hatalarda, yanlışlarda çekeceğimiz acılarımızı da bize ikaz ediyor. Acılarımızdan, yanmamızdan “Cehennem”, başarımızdan “Cennet” diye bahsediyor. Milyonlarca, Milyarlarca galaksilerden ve içindeki yıldızlardan ve onların sonlarının nasıl geleceğinden ve bütün kâinatın nasıl yok olacağından bahsediyor. Yapacağımız ilmi sıçramalarla evren sonrası evrenlere geçeceğimizden, 2 boyutlu, 3 boyutlu, 4 boyutlu ve daha fazla boyutlu evrenlerde hayatımıza devem edeceğimizden bahsediyor. Bütün bunlardan bahsederken melek, şeytan, cennet, cehennem, namaz, ibadet, günah, sevap, suç ve ceza gibi kelimeler kullanarak gidişatımıza ışık ve yön veriyor. Bizden daima aklımız başımızda, şımarmadan, azmadan, bütün mülkün sahibinin kendisi olduğunu, hatta bizin anlayışımızın, idrakimizin, bakışımızın, görüşümüzün, düşüncemizin sahibinin kerem sahibi olarak kendisinin bize ikram ettiğini de söylüyor.
